İyi Bir Yaşam İçin Arkadaşlık
Şüphesiz ki arkadaşlık, iyi bir yaşam sürmenin
vazgeçilmez parçalarından biridir. Makedonya Krallığı’nda (bugünkü
Yunanistan’ın bir parçası) Büyük İskender döneminde, MÖ 384 – MÖ 322 yılları
arasında yaşamış olan Antik Yunan filozofu Aristoteles, Nikomakhos’a Etik adlı eserinde arkadaşlığa büyük önem
atfeder. Aristoteles, arkadaşlığı hayatımızın en gerekli unsuru olarak tanımlar
ve şöyle der: “Çünkü hiç kimse, diğer tüm iyiliklere sahip olsa bile, dostsuz
yaşamayı seçmez.” Aristoteles’e göre arkadaşlığın amacı karşılıklı iyi niyet
olmalıdır. Arkadaşlık kurmak isteyen insanlar birbirlerine karşı iyi niyet
beslemeli, birbirlerinin iyiliğini dilemeli ve birbirlerine yönelik
tutumlarının farkında olmalıdır. Ancak arkadaşlıklardaki tutumlar, türlerine göre
farklılık gösterir. Aristoteles, arkadaşlığı üçe ayırır: haz, fayda ve tamamlanmış
arkadaşlık. Yaş aldıkça ve olgunlaştıkça, kurduğumuz arkadaşlıklar hayat
koşullarımızın ve amaçlarımızın dönüşümüne bağlı olarak bir türden diğerine
evrilebilir.
Gençlik yıllarımızda
kurduğumuz ilişkiler çoğunlukla duygularımıza ve hazlarımıza bağlıdır. Karakter
özelliklerinden ziyade bize haz veren insanlarla arkadaşlık kurmayı tercih
ederiz. Mesela, esprili bir kişiyi, esprili kişiliği için değil, esasen onun esprili
oluşu ve onunla geçirilen zaman bize zevk verdiği için arkadaş olarak
seçebiliriz. Bu tür arkadaşlıklar, henüz kariyer inşa etmeye başlamadan önce,
özellikle lise ve üniversite yıllarında oluşur. Genç yaşlarda yaşanan kısa
süreli cinsel ilişkiler de, cinsellik içermeyen arkadaşlıklar gibi, bu
kategoriye girer. Aristoteles’in faydaya dayalı arkadaşlık olarak tanımladığı
ikinci tür arkadaşlık ise haz arkadaşlığına benzer. Bu türde de arkadaşları
karakterleri için değil, onlardan elde edilecek bir yarar için seçeriz. Bu tür
arkadaşlık genellikle kariyer inşa etme sürecinde ortaya çıkar. Çalıştığımız iş
yerlerinde edindiğimiz arkadaşlıklar veya iş amaçlı kurulan bağlar fayda
arkadaşlığına örnektir. Günümüzde bu tür ilişkiler “menfaat arkadaşlığı” olarak
da tanımlanır ve özellikle Amerika gibi bireyciliğin öne çıktığı toplumlarda
oldukça yaygındır.
Ancak bu, bu
arkadaşlarımızı sevmediğimiz veya onlara iyi niyet beslemediğimiz, sadece kendi
çıkarlarımız için kullandığımız anlamına gelmez. Haz ve fayda odaklı arkadaşlık
kurmak bencillik gibi görünse de aslında öyle değildir. Bu tür arkadaşlara
duyduğumuz sevgi, onlardan elde ettiğimiz fayda ve hazdan kaynaklanır. Ancak
haz ve fayda arkadaşlıkları genellikle tesadüfi ve geçicidir. Aynı kişiler
genellikle aynı zaman diliminde hem haz hem de fayda için arkadaş olamazlar. Eğer
haz ve fayda birbirine karışmazsa arkadaşlık daha sürdürülebilir olur, çünkü bu
ikisinin karışımı çıkar çatışmasına yol açabilir. Karşı taraftan alınan haz
veya fayda zamanla azaldıkça, arkadaşlığa duyulan sevgi de azalır. Sürekli
değişen yaşam koşulları bu tür arkadaşlıkların istem dışı olarak zaman içinde dağılmasına
neden olabilir ve bu durumda suçluluk hissetmeye hiç gerek yoktur.
Orta yaşlarda,
sınırlı hayatımızda zamanımızın kıymetini daha fazla idrak ederiz ve enerjimizi
kiminle paylaştığımız, aldığımız haz ve faydadan daha değerli hale gelir. Artık
arkadaşlıklarda haz ve faydanın ötesinde, erdem ve karakter gibi değerli nitelikler
aramaya başlarız. Kendi değerlerimize ve erdemlerimize önem verdikçe, bizimle
aynı değerlere sahip insanlarla arkadaş olmayı tercih ederiz. Eğer dürüstlük,
güvenilirlik ve erdemlilik bizim temel değerlerimizse, dürüst, güvenilir ve
erdemli insanlarla arkadaşlık kurmaya yöneliriz. Aristoteles, benzer değer ve
erdemlere dayalı bu tür arkadaşlığı tamamlanmış
arkadaşlık olarak tanımlar. Tamamlanmış arkadaşlıklar tesadüfi değil,
iradeyle seçilir. İnsanlarla haz veya fayda için değil, karakterleri için
arkadaş oluruz. Tamamlanmış arkadaşlıklar kendi içinde haz ve fayda barındırır,
ancak bu sevginin nedeni ortak değerlerdir, fayda veya haz değildir. İyi niyet,
karşı tarafın iyiliğini istemek ve desteklemek bu tür arkadaşlıkta da esastır.
Tamamlanmış arkadaşlıklar kalıcıdır ve oldukça nadirdir. Ortak değerler ve
erdemler sürdüğü sürece devam eder. Nadir olmalarının sebebi tesadüfi
olmamaları, zaman, emek ve irade gerektirmeleridir. Bu nedenle, bu tür
arkadaşlıklar yalnızca bir veya çok az kişiyle sürdürülebilir. Tamamlanmış
arkadaşlıklar, değişen hayat koşullarına değil, taraflar arasındaki iletişim ve
sohbetin kalitesine bağlıdır. Bu da doğal olarak bu tür arkadaşlıkların
sayısını sınırlar. Bu arkadaşlarla sürekli bir arada olmak şart değildir; uzun
süre ayrı kalmak dostluğun kalitesini bozmaz. Ancak iletişimsizlik ve sohbetin
eksikliği tamamlanmış bir arkadaşlığa zarar verebilir.
İçinde bulunduğumuz
arkadaşlığın türünün farkında olmak, kişilerarası çatışmalardan bizi
kurtarabilir. Arkadaşlığın amacını bilirsek, karşı tarafa yanlış sinyaller
vermeyiz veya onlardan gelen yanlış sinyalleri de doğru yorumlayabiliriz.
İlişkiden ne beklediğimizi netleştirebiliriz. Haz arkadaşlıklarında iki taraf
da eş zamanlı olarak haz aldığı için kimse diğerini haz vermemekle suçlayamaz.
Eğer taraflardan biri aldığı hazdan memnun değilse, arkadaşlıktan ayrılabilir
ve diğer taraf bunu ihanet olarak göremez. Fayda arkadaşlıklarında ise
tarafların birbirine adil ölçüde fayda sağlaması gerekir; biri diğerinden daha
fazla fayda sağlıyorsa, veren taraf yeterince karşılık görmediğini düşünüp
arkadaşlığı bitirebilir. Fayda arkadaşlığındaki denge, taraflar arasında dile
getirilmemiş kurallarla belirlenir. Tamamlanmış arkadaşlıklarda ise haz ve
fayda alışverişinin ölçüsü, tarafların kişisel kararlarına bağlıdır; çünkü bu
arkadaşlığın nedeni erdemler ve karakterdir. Tamamlanmış arkadaşlıklarda alışveriş
hesaplamaları yoktur; dengeyi tarafların kişisel kararları sağlar.
Arkadaşlık, hayat
pastasının bir dilimidir ve hayatta bizi tamamlayan daha pek çok değerli dilim
vardır: ortaklıklar, evlilik, aile, kariyer, maddi refah, ruhsal ve fiziksel
sağlık, kişisel gelişim, yaratıcılık, maneviyat ve hatta yalnızlık. Hayatta
neyle yaşamayı veya nelerden vazgeçmeyi seçeceğimiz, ruhun en derin arzularında
yatar. Bazı ruhlar için bu en derin arzu arkadaşlık olabilir, diğerleri için
ise hayat pastasının başka bir dilimi. Benim inancıma göre iyi bir yaşamın en
temel unsuru, ruhun bu en derin arzusunun farkında olmaktır. Sanki ıssız bir adada
tek başına bırakılmış gibi. Eğer kalbin sessiz arzusu arkadaşlığa çağırıyorsa,
o zaman kişi tüm diğer parçaları olsa bile onsuz yaşayamaz. Eğer o ses
arkadaşlığa çağırmıyorsa, o zaman arkadaşlık onsuz yaşanamayacak bir şey
değildir. Kendinize bir sorun, en derin arzunuz neye çağrı yapıyor?
Bir yaşam koçu olarak
ben de Aristoteles’in şu sözüne belli bir ölçüde katılıyorum: “Çünkü hiç kimse,
diğer tüm iyiliklere sahip olsa bile, dostsuz yaşamayı seçmez.” Bana göre hayat
pastasının her bir dilimindeki her ilişki, şüphesiz ki arkadaşlığın parçalarını
taşır; özellikle de insanın kendi kendisiyle kurduğu ilişki. Kendimizle tamamlanmış
bir arkadaşlık kurduğumuzda, hayatta ihtiyacımız olan tek tür arkadaşlık da tamamlanmış
arkadaşlıklardır. Aristoteles de Nikomakhos’a
Etik’te benzer bir şekilde şöyle der: “Erdemli insan, dostuyla kendisiyle
olduğu gibi ilişkilidir; çünkü dost, başka bir kendisidir.” Ben de buna şunu
eklerdim: “Hiç kimse, diğer tüm iyiliklere sahip olsa bile, kendi kendisiyle
tamamlanmış bir arkadaşlık kurmadan yaşamamalıdır.”
Melisa Gülsün Özmen

Comments
Post a Comment