Washington'da Türkiye Konferansı

    


    16 Aralık'ta Washington DC’de  araştırma ve düşünce kurumu Orta Doğu Enstitüsü’nün bu yıl 11. sini düzenlediği Türkiye konferansına katıldım. Konferansın amacı dört ayrı panel konusu üzerinden Türkiye’nin mevcut ekonomik ve siyasi durumunu tartışmak ve yaklaşan seçimlerin sonuçları üzerine tahminlerde bulunmaktı. MEI’s 11th Annual Turkey Conference | Middle East Institute


    Konferansta, Enstitü'nün Türkiye programı direktörü Gönül Tol'un yazdığı Erdoğan’ın Savaşı adlı kitabın tanıtımı da gerçekleştirildi. Konferansın siyasi konuşmacıları CHP’den Ünal Çeviköz, HDP’den Hişyar Özsoy, Gelecek Partisinden Cemalettin Kani Torun, İyi Partiden Bilge Yılmaz ve AKP’den Volkan Bozkır’dı. Siyasi konuşmacılar haricinde ekonomik ve siyasi yorumcular olarak konferansa yazar Cengiz Çandar, ekonomi uzmanlarından Atilla Yeşildağ, Selim Koru, Gülçin Özkan ve eski Suriye Başkonsolosu Ömer Orhan’da konuşmacı olarak katıldı. Ayrıca Reuters’i temsilen Hümeyra Pamuk’da panellerden birisinin moderatörlüğünü yaptı. 

    Genel olarak ekonomist yorumcular ve muhalif parti temsilcileri Türkiye ekonomisinin mevcut kötü durumunu Erdoğan’ın genel geçer ekonomi prensiplerinin tersine uyguladığı düşük faiz politikalarına bağladı. Atilla Yeşildağ Erdoğan'ın ekonomiyi toparlamak üzere almış olduğu bazı tedbirlerin birkaç ay içinde geri tepeceğini ve bunun da AKP'nin gelecek seçimleri kaybetme nedenlerinden birisi olacağını söyledi. 

    Ekonomi haricinde Erdoğan’ın iktidara geldiğinden beri uyguladığı tutarsız dış politikalar, Suriye politikası ve Suriyeli göçmenlerin durumu da panellerden birisinin ana konusuydu. HDP milletvekili Hişyar Özsoy Türkiye’nin Kobani’de Kürtleri savunmadığını ve İsis’e Kürtlere karşı destek verdiğini iddia etti.  Dinleyiciler arasında bulunan CIA araştırmacılarından birisi Türkiye’nin geçenlerde 8 kişinin öldüğü İstanbul Taksim’de gerçekleşen terör saldırısına karşılık Suriye’ye savaş açmasının ne kadar doğru olduğunu, böyle bir savaşta çok fazla Kürt vatandaşın öleceğini, bunun dengesiz bir öc alma politikası söyledi. Türkiye karşıtı bir yazar, İngiltere ve IRA örneği üzerinden Türkiye'nin PKK ile niçin anlaşmaya ve işbirliği yapmaya yanaşmadığını sordu. Kürt kökenli Türk vatandaşı konuklardan birisi Türkiye’nin niçin Kürtlerle dost olmak istemediğini sordu.

    Volkan Bozkır, bu iddialara karşılık olarak Türkiye’nin ne Orta Doğu’da bulunan Kürtlere, ne de Türkiye’deki Kürtlere karşı kesinlikle bir düşmanlığının bulunmadığını, Türkiye’nin hedefinin kendi sınır güvenliği için ABD’nin Orta Doğu’da desteklediği PYD, YPG gibi terör örgütleri olduğunu belirtti. ABD’nin Orta Doğu’daki terör savaşına karşı Türkiye Cumhuriyeti gibi NATO üyesi legal bir devlet ile işbirliği içerisinde olması gerekirken, bölgede kendisinin kurup desteklediği terör örgütleri ile işbirliği içerisinde olmasının doğru olmadığını ve bunun iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilere zarar verdiğini belirtti. Ayrıca, F-16 ve F-35’lerin Türkiye’ye verilmemesi konusunda da ABD’nin yaklaşımının yanlış olduğunu, S-400’lerin ABD’nin bu yanlış politikası sonucu Türkiye’nin savunma mecburiyetinden dolayı Rusya’dan satın alındığının altını çizdi. Türkiye’nin Rusya ile işbirliğine ABD’nin bölgede Türkiye’nin önemini yok sayan ve dışlayan politikalarının zorladığını, Rusya’ya sınır komşusu olan Türkiye’nin kendi güvenliği için Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde olmasının zorunlu olduğunu da ifade etti.

    IRA ve İngiltere örneğini öne süren yazara cevaben de, ''İngiltere IRA ile masaya oturduğunda IRA silahları bırakacağına dair söz vermişti. PKK'da terörü ve silahı bırakacağına dair aynı sözü verirse Türkiye Cumhuriyeti de aynı şeyi yapabilir'' dedi. Kaldı ki Türkiye'nin PKK ile masaya oturmasına gerek olmadığını çünkü Türkiye hükümetinin mecliste PKK ile Türkiye devleti arasında aracı olabilecek legal siyasi bir parti olan HDP ile her zaman konuşmalara açık olduğunu, HDP'nin PKK ile Türkiye hükümeti arasında barış köprüsü olması gerektiğini söyledi. 

   Konuşmasını Türkiye’nin niçin Kürtlerle dost olmak istemediğini soran Kürt arkadaşa ''sen benim kardeşimsin, böyle birşey yok diyerek'' ve gidip Kürt arkadaşın elini sıkarak bitiren Volkan Bozkır, yalnızca mevcut iktidar değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinin ve kuruluş ayarlarına da muhalif bir amaçla düzenlenmiş olduğu aşikar olan bir toplantıda Türkiye’nin haklarını son derece diplomatik ve pozitif bir yaklaşımla savundu.

    Orta Doğu Enstitüsü'nün Erdoğan hükümetine karşıt tutumu yeni bir konu değil. 2021 yılında da ABD'de kurumun desteği ve kurumun Türkiye direktörü Gönül Tol'un konuşmacı olarak katıldığı Erdoğan karşıtı ''Reversal of Fortune'' (Talihin Tersine Dönmesi) adlı bir belgesel yayınlandı. Belgeselin ana konusu Erdoğan hükümetinin darbe sonrası demokrasiye aykırı bir şekilde birçok kişiyi Fetö mensubu olduğu gerekçesiyle hapsetmesi ve Erdoğan'ın Türkiye'de demokrasiyi ne kadar yıpratmış olduğu idi. Tam da Biden hükümetinin iktidara gelmeden önce Türkiye'deki siyasi düzenle ilgili ''bu sefer Türkiye'de bir darbe planlamıyoruz, bu sefer muhalefete destek vererek iktidarı değiştireceğiz'' sözlerinin akabinde CIA desteği ile çekilmiş olduğu bariz olan belgeselin ana karakteri Ekrem İmamoğlu idi. Belgeselin yapımında ayrıca Soner Çağaptay, Aykan Erdemir, Merve Tahiroğlu gibi isimler de mevcuttu. Reversal of Fortune (2020) Movie | hoopla (hoopladigital.com) Belgeselin ironik isminin aksine Erdoğan'ın ne başarısının ne de gelecekteki muhtemel başarısızlığının talihle hiçbir ilgisi yoktur. Maalesef  son 70 senedir Türkiye'deki siyasilerin başarısının büyük bir kısmında ABD devleti ve Orta Doğu Enstitüsü gibi düşünce kuruluşlarının büyük emeği ve katkısı vardır. 

   Washington DC merkezli 1946 yılında kurulmuş olan Orta Doğu Enstitüsü gibi araştırma ve düşünce kuruluşlarının esas amacı ve görevi CIA'e bilgi sağlamak, ABD'nin uzun vadeli dış polikalarını düşünce bazında dünyaya yaymaktır. CIA arkalı Demokrat Parti ve Demokrat basın tarafından desteklenirler. Bu tür kurumların ABD'nin dış politika fikirlerini yaymak üzere ülkeler içerisinde desteklediği siyasi partiler, yazarlar ve politikacılar olması gayet doğaldır. Ağustos 2021'de ''ABD'nin B Planı HDP'' adlı bir yazı yayınlamıştım.  ABD'nin B Planı HDP (yasamsenaryosu.blogspot.com) O yazımda HDP milletvekili Hişyar Özsoy'un Demokrat senatörler tarafından desteklendiğinden bahsetmiştim.  ABD'nin 20 yıl önce yine sözde ''demokrasi'' çığırtkanlığı ile Türkiye için belirlediği ''ılımlı islam'' projesi zamanında yine Demokrat Parti tarafından Erdoğan'a verilen destekle gerçekleştirilmiştir.  ABD'nin Türkiye için çizdiği yeni vizyon Türkiye Cumhuriyeti içerisinde Orta Doğu'daki vizyonunu destekleyecek, Orta Doğu'daki Kürtlerin menfaatine hizmet edecek olan yeni bir siyasi yapı oluşturmaktır.  Bu amacını gerçekleştirmek için de tıpkı türban meselesinde olduğu üzere kılıcı ''demokrasi ve demokratik haklar'' olacaktır. Bu bağlamda taraflı olduğu bariz olan dünkü konferansın konuşmacılarından birisinin Hişyar Özsoy olması da, kurumun desteği ile Erdoğan karşıtı çekilen bir belgeselde Ekrem İmamoğlu'nun yer alması da hiç de şaşırtıcı değildir. 

   ABD'nin çizdiği Türkiye vizyonuna uygun olarak seçilmiş, siyasi gelecek vaad eden Erdoğan'ın 23 sene önce demokrasiye aykırı bir şekilde hapis edilmesi ve siyasi olarak yasaklanması ile Ekrem İmamoğlu'na basit bir ''ahmak'' lafı yüzünden hapis kararı ve siyasi yasak kararı çıkartılmış olması arasındaki benzerlik çok manidardır. Neyseki, o zamanlar yüce meclisimizde CHP gibi ''laik ve cumhuriyetçi'' bir partimiz ve o partinin Deniz Baykal adında bir başkanı vardı ki, ''demokrasi'' adına Erdoğan'ın siyasi yasağı kaldırılıp,  ABD'nin Türkiye için çizmiş olduğu rejim değişikliği ve 20 yıllık ''ılımlı islam'' vizyonuna kapılar sonuna kadar açılmıştı.  Hiç şüphem yoktur ki, şimdi de ABD yeni Türkiye vizyonuna uygun aday olarak seçmiş olduğu, siyasi gelecek vaad eden İmamoğlu üzerinden yine Türkiye'de ''demokrasi'' kapılarını sonuna kadar açacaktır. Orta Doğu Enstitüsü gibi düşünce kurumları da düşünce bazında bu vizyona desteğini sürdürecektir. 

Yaşam geçmişe doğru anlaşılıp, geleceğe doğru yaşanır. 

Melisa Gülsün Özmen

Comments

Popular posts from this blog

İyi Bir Yaşam İçin Arkadaşlık

Öz Sevgi Nedir?