Posts

Cumhuriyet Bayramı

Image
''Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan yakından girişmemek başlıca dikkatimizi oluşturmalıdır.'' ''Bir işi zamansız yapmak, o işi başarısızlığa uğratmak olur. Her şey sırasında ve zamanında yapılmalıdır.'' ''Halk Partisinin kadrosu bütün millet bireyleridir. Bu gerçeği düşünemeyenler henüz beyinlerini düşündürmeye alıştırmayan talihsizlerdir.'' ''Cumhuriyet Halk Partisi'nin esas düşünce ve dileği vatandaşları her türlü ayrılıktan korumak, onları kendileri ve büyük Türk ulusu için faydalı kılmaktır.'' ''Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir.'' ''Cumhuriyet kurumunun bir zorba eline geçeceğini mezarımda bile duysam, millete karşı haykırmak isterim.'' ''Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.'' M. Kemal ATATÜR...

Venüs Akrepte: Dönüşümü Seviyorum

Image
Dişiliğin, güzelliğin, sanatın, sevgi alışverişinin, maddi değerlerin, kendine değer veriş biçiminin, dünyasal zevklerin ve paranın gezegeni Venüs; görünenin ötesi, görünmeyen kaynaklar, gücün, ruhsallığın, cinselliğin, ölümün, dönüşümün ve küllerinden yeniden doğumun sembolü Akrep burcunda 6 Ekim’de gerilemeye başladı. Dişil Venüs 26 Ekim’de Akrep burcundaki eril Güneşle kavuşumunu tamamlayıp, ondan sonra Akrepten bir önceki burç, Venüs’ün ana vatanı olan, kollarında kendisini bulduğu, ikili ilişkilerin, evliliğin, aşkın, romantizmin, ortaklıkların sembolü Terazi burcuna doğru yol alacak, 15 Kasım’da Terazi burcundaki son durağına demir atıp, sonra da tekrar ileri hareketine geçecek. Aslında gezegenlerin geriye gittikleri yok, yavaşlıyorlar yalnızca bize algı oyunu yapmak için. Gezegenlerin sanki bize geri gidiyorlarmış gibi algı oyunu yapmalarının asıl nedeni üzerlerinde bulundukları burçların konularıyla ilgili geçmişe dair hesapları açıp, kapanmamış bir hesap vars...

Kadın Ay, Erkek Güneş

Image
Birkaç gündür Hülya Avşar ile Mehmet Aslantuğ arasında geçen körler sağırlar birbirini ağırlar tadında bir diyaloğun videosu dönüp duruyor sosyal medyada. Tam da ‘Kadınlar Gün’üne denk gelen bir zamanda ‘Erkek egemen olmalıdır’ gibi bir cümle ve bu cümleye gösterilen karman çorman tepkiler içimi gıcıklayan bir ilham verdi bana. Hani yazmasam ortadan ikiye ayrılacağım sanki, öylesine bir his… Videoyu izlediğimde Hülya Avşar’ın aslında ‘kadın kadın gibi, erkek erkek gibi olmalı’ demek istediği halde   ‘erkek egemen olmalı’ gibi bir ifade ile fikrini ortalığa döküp saçtığı gibi bir hisse kapıldım. ‘Kadın’ veya ‘erkek’ deyince şıp diye zihinlere düşen resimler gerçekte doğanın kadın ve erkeğe bahşettiği dişil ve eril enerjilerin dünya üzerine özgün bir yansıması mı yoksa erkek egemen toplumun egosunun işine geldiği biçimde çizip zihinlere yerleştirdiği resimler mi bunlar? Doğanın dişiye ağırlıklı olarak bahşettiği temel cinsiyet dürtüleri; seçmek, kovalanmak, güvenm...

Alt Eden Bilinç

Image
Gördüğüm dünya yarattığım dünyadır. Her şey düşünceyle başlar, düşünceyle yeşerir, düşünceyle büyür, düşünceyle varlığını sürdürür, düşünceyle de ölür. Yaratım bir düşünceden ibarettir. Peki, düşünce nereden çıkıyor? Tanrı, Allah, Yaratıcı, İlahi Kudret adına her ne derseniz deyin, O mu yerleştiriyor bu düşünceleri beynimize? Her şeyi gören ve bilen O ‘İlahi Kudret’ düşüncelerimizi de biliyor mu? O mu karar veriyor ne düşünüp, ne düşünmeyeceğimize? İnsan beyninden günde ortalama 60.000 ile 80.000 arasında düşünce geçiyormuş ancak bunun %85’i geçmişe ve geçmişte yaşadıklarımıza ait, yalnızca kalan %15’lik kısmı geleceğe ve gelecekte yaratacaklarımıza aitmiş.  Yedi milyar insanın günde 60.000 düşüncesini çarparsak hesap makinemin kapasitesinin yetmeyeceği bir düşünce sayısı çıkıyor ortaya. O ‘İlahi Kudret’ insan beyninin ancak 100 milyardan fazla olduğuna kanaat getirebildiği galaksiden oluşan bu evrenin yalnızca birisinde olan biz dünyalı insancıkların küçücü...

Özgürlük mü?

Image
  Özgür ruhlar içlerindeki çocuğun ölmesine asla izin vermezler. Özgür ruhlu olan O idi, Türk milleti değil.   Esareti hazmedemeyen O idi, Türk milleti değil.  Cesur olan O idi, Türk milleti değil. Zeki olan O idi, Türk milleti değil. Çalışkan olan da O idi, Türk milleti değil.  Türk milleti bunlar olsaydı eğer, O gitti diye şimdi biz bu olmazdık...

Cumhuriyete Son Vuruş

Image
     Hala 95 yıllık cumhuriyetimizin son kalan semerelerini yiyoruz. Devlet kurumlarının çoğu AKP’nin kendi ideolojik vizyonunu sahiplenen kişiler tarafından ele geçirilmiş olsa dahi hala daha cumhuriyet ilkeleri esasına dayalı işleyen bölümleri mevcuttur. Yargı da bunlardan bir tanesidir.  Hala daha az da olsa bu cumhuriyetin temellerine sahip çıkıp, savunacak olan cesur savcılar ve hakimler olduğuna yürekten inanıyorum.      CHP'nin hükümeti güçlü ve baş edilemez, kendisini mağdur göstermek adına kullandığı ''yargı tek bir kişi elinde, hukuk yok, elimizden bir şey gelmiyor ki'' gibi söylemlerine hiçbir zaman itibar etmek gelmedi içimden. Çünkü Türkiye Barolar Birliği bugüne kadar hep cumhuriyetçi kökenli olmuştur ve en güçlü, bilgili hukukçular da cumhuriyetçilerdendir. AKP’nin şimdiye dek kendi ideolojisini yerleştirip, egemenlik kuramadığı tek kurum barolardır.      Türkiye Barolar Birliği resmi web sayfasında asli g...

Tepeden İnme Sözde Demokrasi

Image
Temeli sağlam olmayan bina nasıl ki güçlü bir depremde tepetaklak oluyorsa, temeli insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, eşitliğe, özgürlüğe, eğitime dayanmayan demokrasi de güçlü bir sarsıntıda tepetaklak oluveriyor. Demokrasi enkazının altında kalan kesimin sesi ise cılız cılız ‘buradayım, kurtarın beni, kurtarın beni’ diye bağırıyor ama duyan yok… Demokrasi kelime anlamıyla en basit biçimde halkın egemenliğine dayalı yönetim biçimi olarak tarif ediliyor da halkı oluşturan kim? Bireyler değil mi? Demokrasi, toplumda her bir bireyin, hangi dine, mezhebe, ırka, ideolojiye mensup olursa olsun, düşünce ve yaşam özgürlüğünün, insan olmanın getirdiği doğal haklarının, hukukun üstünlüğü prensibine dayanarak korunmasının garantisi olduğu gibi, aynı zamanda da bireyin güvence altına alınan düşünce ve yaşam özgürlüğünün o kazan içerisinde var olan diğer kesimlerin hak ve özgürlüklerine tehdit oluşturmasının önündeki engeldir. Demokrasi hassas bir terazi üzerinde duran, toplumun her kesim...