Çakıl Taşı




Hepimiz bu sıradan yaşamda akabilmek için bir şeyler yaparız. Okuruz, evleniriz, çocuk yaparız, kariyer yaparız, para, mal, mülk yaparız... Bütün derdimiz, akan yaşamın akışıyla akıp gidebilmektir. Korkarız bu akışa dahil olamamaktan, görülmemekten, fark edilmemekten, suyun dibinde bir çakıl taşı olup kalmaktan, unutulmaktan... 

Bırakmalı, yaşam akıp gitmeli, suyun dibinde çöküp kalan bir çakıl taşı olmalı bazen. Yaşam, akıp geçmeli üstümüzden gürül gürül. Bunu yapabildiğimizde fark ederiz yaşamın sıradanlığını. Fark ederiz o zaman ne yaptığımızın değil, ne olduğumuzun bir değeri olduğunu. Ne olursak olalım değerli olduğumuzu. Kimse çakıl taşına ''sen niye taş gibi duruyorsun suyun dibinde?''diye sormaz. Sormaz çünkü o taş olduğunun bilincindedir ve tam olarak olması gereken yerdedir, ta ki su onu yerinden edip, olduğu yerden kaydırınca ya kadar... ve o zaman, suyun kaydırmasıyla  gerçekten akıştadır taş, suyun peşinden giderken değil. 


Ne yaparsak yapalım bu sıradan yaşam akıp gider, bizi de sürükleyip götürür gitmek istediği yere. Kim olduğumuzun bilincinde olduğumuzda akan suya direnmez, onunla birlikte akarız. Akan suyun bizi ıslatmasına izin verir, ıslanmaktan, üşümekten korkmayız. Islansak da, er geç güneşin doğacağını, tekrar bizi ısıtıp, kurutacağını biliriz. İşte bu bilişe güven deriz. Kendine güven. 

Güven; bilmekten, bilişten doğar. Kendini bilmeyen kendine güvenemez. Kendimize güvenebilmenin yolu en derinlerde kim olduğumuzu bilmekten geçer. Kim olduğumuzu bilebilmek için akan suyun peşinden koşmak yerine suyun dibinde duran taş olabilmeyi göze alabilmeliyiz. Unutulmayı, fark edilmemeyi, görülmemeyi, tek başınalığı, ihmal edilmeyi, yok sayılmayı ve hatta yok olmayı göze alabilmeliyiz. Tüm bunları göze alıp, hayatımızda bunların var olmasına izin verdiğimizde, tüm bunların kim olduğumuzla hiç bir ilgisi olmadığını, yaşamın sadece akan suyun gürültüsü olduğunu, bizi taş olmaktan bunların alıkoyamayacağını anlarız. Bu anlayış ise bize sarsılmaz bir güven verir, tıpkı suyun dibindeki çakıl taşı gibi.

Melisa Gülsün Özmen









Comments

Popular posts from this blog

İyi Bir Yaşam İçin Arkadaşlık

Öz Sevgi Nedir?

Washington'da Türkiye Konferansı