‘Güçlü Türkiye’ Masalı
Memlekette
bir ‘Güçlü Türkiye’ masalıdır almış başını gidiyor. Asrın liderimiz, henüz
başbakan iken, 2013 yılında CNN Türk’te katılmış olduğu bir programda ‘Güçlü
Türkiye’ diye bir masal anlatıyordu.
Kendisi 2023
yılında başbakan olsaymış ‘Güçlü Türkiye’ olmak için eyalet sistemini
önerecekmiş. Eyalet sisteminden korkmamalıymış Türkiye, bu sistemi cumhuriyete
tehdit olarak algılayanlar tarih bilmiyorlarmış, cehaletlerinden böyle hislere
kapılıyorlarmış, dünyadaki federal
devletlere bakarsak, hepsinin ne kadar güçlü olduğunu görürmüşüz, Osmanlı’da da
varmış zaten bu sistem, Osmanlı’da Lazistan varmıııışşş, Kürdistan varmıııışşş.
Öyle tatlı anlatıyordu ki uyuyakalmışım…
Sonra
uyandım, bir de baktım asrın liderimiz, cumhurbaşkanı olmuş. O da yetmemiş,
yine anlatıyor. Türkiye, başkanlık sistemine geçseymiş, kendisi başkan
olsaymış, ‘Güçlü Türkiye’ olurmuşuz,
parlamenter sistemde koalisyonlar varmııııışşşş, çift başlılık varmıııışşşş…
Uyumuşum yine… Uyandığımda sorular üşüşmüştü üstüme…
Sayın
cumhurbaşkanım, ‘güçlü ülke’ deyince sizin aklınıza yalnızca başkanlık sistemi
ve o sistemin bir modeli olan federe yapı mı geliyor? Bir ülkeyi, ülke yapan
nedir size göre? Federe yapılara bölünmüş kuru topraklar mı yoksa o topraklarda
yaşayan, o topraklara can katan insanlar mı? Ağaçlar olmasaydı orman olur
muydu, sayın cumhurbaşkanım? Ağaçlar yeşermeseydi orman yeşil olur muydu? Yağmur yağdırabilir miydi? Ağaçlar
yapraklarını dökse hiç yağmur yağmasa orman kurumaz mı?
Peki sizce,
bu ülkenin ağaçları yeterince sulandı mi sayın cumhurbaşkanım?
Güçlü ülke
olmak için, akademisyenin; sorgulaması, eleştirmesi, fikirlerini korkusuzca
paylaşması, bilim adamını yetiştirmesi…
Bilim
adamının; kafasındaki soruları aydınlatmak için araştırması, incelemesi, icat
etmesi, bunun için yeterli maddi kaynaklara ve desteğe sahip olması…
Sanayicinin;
bilim adamının icat ettiğini üretmesi, yatırım yapması, istihdam sağlaması…
İş adamının;
sanayicinin ürettiğini hiçbir siyasi partinin görüşüne yakın olmadan, hiçbir
cemaate mensup olmadan tamamen ticari zekasını kullanarak dünyaya pazarlaması,
satması, ülkeye döviz getirmesi…
Öğretmenin;
ülkemizde sayıları yeterince olan imam ve hatipler yerine, geleceğin bilim
adamlarını, sanayicilerini, iş adamlarını, akademisyenlerini yetiştirmesi…
Çiftçinin;
ekmesi, biçmesi, mahsulünü en iyi fiyata satıp, emeğinin karşılığını alması…
Esnafın; her
akşam evine sıfır siftahla yüzü düşük değil de, bir torba şarküteriyle gidip
çocuklarının yüzünü güldürmesi…
Memurun;
hadi tamam, lüks içinde yaşamasa bile kredi kartına esir olmuş vaziyette değil
de, hiç olmazsa maaşının yettiği kadar hayatını idame ettirebilmesi…
Sanatçının;
sanatını özgürce icra edebileceği imkanlara ve ortamlara sahip olması,
fikirleri, görüşleri yüzünden icraatinden yoksun kalmaması, dışlanmaması…
Gazetecinin,
yazarın; bildiğinden şaşmaması, bildiğini, özgürlüğünün elinden alınacağı
korkusu olmadan yazması, halkı aydınlatması…
Devletin;
ülkenin bin bir güçlükle kurulmuş kar eden kurumlarını satmaması, zarar
edenlerini de ipotekletmek için varlık fonu diye bir fan fin fona devretmemesi…
Savcının,
hakimin; milletin bir kesimine yapılmış bir haksızlığı her kesime
yapılmışcasına cesurca savunması…
Askerin,
polisin; devletin kendi himayesinde olması, devletin içinde eğitilmiş insanlardan
çıkması, devletin varlığını ve iradesini tehdit eden habis yapılarca
beslenmemesi…
Ve hepsinden
önemlisi güçlü bir ülkenin, teröristi adam yerine koyup, onunla siyaset
yapmaması, güçlü bir istihbarata ve güvenliğe sahip olup, ülke sınırlarına
hakim olması gerekmez mi sayın cumhurbaşkanım?
Sizce bütün
bunların güçlü ülke olmaya hiçbir katkısı yok mudur?
Yoksa, tüm
bunlar olmasa da olur, biz hele bir
başkanlık sistemine geçelim de gerisi Allah Kerim midir? Ondan sonra da federe
devlet olduk mu bu iş tamam mıdır sayın cumhurbaşkanım?
Bir sorum
daha var sayın cumhurbaşkanım… Bütün bunları yapıp, Türkiye’yi 15 senede ‘Güçlü
Türkiye’ yapamamış olmak için sizi kim tuttu? CHP’nin genel müdürü mü? MHP’nin
bahçıvanı mı? HDP’nin cici çocuğu mu?
Yoksa bir
eksiğiniz mi vardı?
Akademisyeniniz
mi? Öğretmeniniz mi? Üniversiteniz mi?
Merkez
bankanız mı? Hazineniz mi? Doğal
kaynaklarınız mı? Ekecek toprağınız mı? Girişimciniz mi? Sanayiciniz mi?
İstihdam edecek nüfusunuz mu?
Savcınız mı?
Hakiminiz mi? MİT’iniz mi? Ordunuz mu? Polisiniz mi? Silahınız mı? Tankınız mı?
Tüfeğiniz mi?
Yoksa
yetkiniz mi yoktu? Meclisteki çoğunluk vekil sayınız mı? Kabineniz mi? Uçağınız
mı? Mercedes’iniz mi? Sarayınız mı? Korumanız mı? Evde zor tuttuğunuz %52 halk
desteğiniz mi?
Neyiniz eksikti
15 senedir Türkiye’yi ‘Güçlü Türkiye’ yapmak için? Tek eksiğiniz başkanlık
sistemi ile federe yapı mıydı?
Söyleyin,
sayın cumhurbaşkanım! Siz ne istediniz de biz vermedik?
Comments
Post a Comment