Hangisi Daha ''Soykırım''?
Geçen hafta ziyaret ettiğim Washington DC'deki Ulusal Yerli Amerikalı müzesinden izlenimlerimi paylaşıyorum.
Her ne kadar dünya tarihi için Kristof Kolomb'un 1492'de Amerika kıtasını keşfetmiş olması dünya ve Amerika için bir dönüm noktası olarak kabul edilse de, Amerikan tarihinde 1607 yılı da Amerika'nın başlangıç tarihi ve Amerika için önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir.
1492'de kıtanın keşfinden sonra tütün, şeker ve diğer tarım ürünlerini ucuz iş gücüyle üretip Avrupa'ya satmak isteyen Portekiz, İspanyol, Fransız, Hollandalı ve İngiliz kolonicileri ve tüccarlar dalga dalga Batı Afrika'dan gemilerle insanlık dışı şartlar altında getirdikleri Afrikalı köleleri taşımaya başlarlar. Ancak kıta umdukları gibi tamamen insansız değildir. Kıtanın hali hazırda yerli Amerikalı olan sahipleri mevcuttur.
1600'lü yılların başında İngiliz kolonileri Amerika'nın Güney sahillerine demir atarlar. Gemisiyle Virginia Jamestown limanına yanaşan İngiliz koloni liderlerinden bir tanesi James Smith'dir. Amerika topraklarının o günkü bakir ve vahşi koşullarını tanımayan bu İngiliz kolonisi açlıkla karşı karşıya kalır. İmdatlarına bölgedeki yerli kabile Algonkinler yetişir ve İngilizlere yardım ederler. 1607 yılında henüz 12 yaşında olan Algonkin kabilesinin lideri Powhatan'ın kızı Pocahontas limana getirdiği yiyeceklerle İngiliz'ler için çok önemli bir asker ve koloni lideri olan James Smith'in hayatını kurtarır.
Bundan sonraki 200 yıl boyunca Amerikalı yerli kabilelerin başına neler geleceğinden habersiz olan bu saf yerli genç kız 1610-1613 yılları arasında Jamestown limanını sıklıkla ziyaret edip, açlıkla savaşan İngilizlere yiyecek taşımaya ve yardım etmeye devam eder. İngilizler tabii ki bu yerli Amerikalı kızı çok severler ve 1613 yılında kızı kaçırıp bir ay gemilerinde tutup, Hristiyan yaparlar ve ismini de Rebecca olarak değiştirirler. Kız 1614 yılında John Rolfe adında bir İngiliz tütün tüccarı ile evlenir. 1615 yılında Thomas Pepsiromeneh Rolfe adında bir erkek çocuk dünyaya getirir. 1616 yılında eşiyle birlikte İngiltere'ye gider. 1617 yılında henüz 22 yaşındayken hastalanır, ölür ve İngiltere'ye gömülür. Eşi John Rolfe Virginia'ya geri döner. Oğulları Thomas İngiltere'de kalır. 1635 yılında Thomas'da Virginia'a gelir, evlenir ve bir kızı olur. O tarihten itibaren Virginia'lı zengin ve güçlü kişiler James Smith'i kurtardığı için İngilizler tarafından efsaneleştirilmiş olan Pocahontas'ın soyundan geldiklerini iddia ederler ve bunu bir övünç kaynağı olarak kabul ederler. Bir kaç yüzyıl sonra Hollywood Pocahontas'ın hayatını filmlere konu yapar.
Her ne kadar Pocahontas İngilizleri kurtardığı için efsaneleşmiş bir yerli Amerikalı olsa da, bu bundan sonra gelen 200 yıl boyunca Amerika Birleşik Devleti'ni kuran Avrupalı kolonicilerin birçok farklı kabilelere mensup olan yerli Amerikalıların topraklarını çalmalarına, yerlerinden etmelerine, asimile etmelerine ve soylarını tüketmelerine engel olamaz.
1871'de ABD Kongresi ''medenileşme'' kisvesi altında yerli Amerikalı kabileleri asimile etme ve değerli topraklarının üzerine oturmak için yer değiştirmelerini zorlayan bir yasa çıkartır. Devletin gerekli insani koşulları sağlamadığı bu yer değiştirmeler sırasında kötü yaşam koşulları neticesinde birçok yerli Amerikalı ölür. 1900 lerin başına gelindiğinde birçok kabile dilleri ve kültürleri ile birlikte yok edilmiş, nüfusları %80 oranında düşmüştür. Bu rakamın içinde ne kadarının asimilasyon ve katliamlar sonucu, ne kadarının ise Avrupa ve Afrika'dan kıtaya getirilen kızamık, çiçek, kolera gibi hastalıklar neticesinde öldüğü kesin olarak bilinmiyor.
Amerikan ordusu hala daha yerli Amerikalılara ait isimleri agresif bir ruh ve özgüven taşıdıkları için kullanmaya devam ediyor. Yerli Amerikalıların kültürlerinde oldukça çok kullanılan ve daha sonra ABD'nin sembolü haline gelen kartal da, bunlardan bir tanesidir.
Üç buçuk saat süren müze gezimden çıktığımda ilk aklıma gelen doğal olarak, 24 Nisan'da Biden'nın çıkıp, ''Ermeni Soykırımını tanıyorum'' demesi oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya işgali altında olan Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında meydana gelmiş katliamlarla, yerli Amerikalıların Amerika kıtasındaki katliamları arasında amaç ve yöntem bakımından oldukça büyük farklar gözüküyor.
Birincisinde, Osmanlı İmparatorluğunun yönetiminde bol sayıda bulunan Ermenilerin Rusya ile işbirliği yapıp, devlete ihanetleri, dışarıdan bir devletin işgalinden korumak üzere tehcire zorlanan Ermeni halkın da tıpkı yerli Amerikalıların tasfiyesi sırasında olduğu üzere dönemin kötü yaşam koşulları altında ölümleri ve katliamların tek taraflı olmayıp, Ermeniler tarafından da katledilen binlerce Türk'ün de varlığı mevcuttur.
Ikincisi olan Amerika kıtasındaki yerli Amerikalıların katliamlarında ise, Avrupalı kolonicilerin sahipsiz olduğunu varsaydıkları bir kıtaya gelip, kıtadaki mevcut kabilelerin sahip oldukları toprakları, maddi değerleri gasp edip, kültürlerini asimile etmesi ve taraflardan birisinin sayıca orantısız katliamları mevcuttur.
Hangi katliamlar daha çok ''soykırım'' esintileri taşıyor acaba?
Resmi tarihin açıkça yazıp, ortaya koyduğu bu sahneye rağmen, madem ki Biden, herhangi bir hukuksal karara dayanmadan bir takım çıkar çevrelerinin propagandalarına dayanarak 1915 yılında Osmanlı döneminde savaş ortamında meydana gelen Ermeni katliamlarını ''soykırım'' olarak tanımlama hakkını kendisinde görebiliyor, o halde, Türkiye Cumhuriyeti devleti de herhangi bir hukuksal karara dayanmadan, 300 yıl boyunca Amerika kıtasında yerli Amerikalılara karşı sistematik olarak yapılmış olan katliamları rahatlıkla ''soykırım'' olarak tanımlama hakkına sahiptir.


Comments
Post a Comment