Soykırım Yalanının İlacı
Geldik yine bir 24
Nisan'a daha. ABD'deki Ermeni lobisi yine başladı ''Türkler Ermenileri
soykırdı'' yalanına. Her yıl 24 Nisan'da ABD’deki Ermeni lobisi Washington Türk
Büyükelçiliği'nin karşısına geçip, ellerinde pankartlarla Türkleri protesto
ediyor. ABD'deki Türkler de büyükelçiliğin önünde toplanıp, protestolara
karşılık veriyorlar. Aslında, bırakmalı bunları gelip elçiliğin
karşısında boş duvara bağırıp dursunlar, sonra da çekip gitsinler. Taş yerinde
ağırdır. Ermeni soykırımı yalanına protestolarla karşılık vermek o yalana
ortak olmak demektir. Bir yalana protestolarla tepki vermek o yalanı daha da
büyütür. Yalana ancak bilgi ve gerçeklerle cevap vermek o yalanı etkisiz hale
getirip, çürütebilir.
ABD’yi ne kongre ne de başkan yönetir. Gerçekte ABD’yi kongre üzerinde çok büyük bir ağırlığı olan sermaye destekli lobi şirketleri yönetir. Başkan seçilmeden önce belirlediği gündemini lobi şirketlerinin taleplerine göre belirler. Lobi şirketleri de kendi gündemlerini kongreye taşısın diye başkan adaylarının seçim kampanyalarına milyonlarca dolar para yatırırlar. Kukla Başkan Biden, geçen yıl Nisan ayında ilk kez deklare ettiği ‘’Ermeni soykırımını tanıyorum’’ yalanını bu yıl da yineledi. Bunu ona söylettiren güç ABD’deki finansal ve politik olarak çok güçlü olan Ermeni lobisidir. ABD siyasetindeki lobicilik gerçeğini danışmanlarından duyan bilen Erdoğan’da ABD’de lobi faaliyetleri yürütmek amacıyla yeğeni Halil Mutlu’ya ABD’de TASC (Turkish American National Steering Committee), Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi, diye bir kuruluş kurdurdu. Kuruluşun amacı ABD’de Türkiye Cumhuriyeti lehine lobi faaliyetleri yapmak. Ancak ne tezattır ki, kuruluşun başına yönetici olarak atanan Günay Evinch, Türkiye gerçeğinden biraz uzak doğma büyüme ABD'li olan bir şahıs. Bu kuruluş yıllardır ABD’de Türkiye Cumhuriyeti lehine hiç bir başarısı olmadığı halde, Türkiye Cumhuriyeti devletinden her yıl milyonlarca dolar ödenek alarak sözde lobi faaliyeti yapıyor. Kuruluşun yaptığı elle tutulur tek lobi faaliyeti her yıl 24 Nisan’da Türk Büyükelçiği önüne insan kalabalığı toplayıp, protesto yapan Ermenilere protestolarla karşılık verdirtmek. Buna karşılık da Biden iki senedir çıkıp, ‘’Türkler Ermenileri soykırdı’’ yalanını tekrar ediyor. Bu sonuçtan da anlaşılacağı üzere, Ermeni lobisi kendi hesabına ABD’de ne kadar güçlü ve başarılı ise, Türk lobisi (TASC) de harcadığı milyonlarca dolara rağmen o derece zayıf ve başarısızdır. Halbuki bu yalanı ABD’de bilgiyle çürütmek gayet kolay ama amacı gerçekten çürütmek olana.
ABD devletinin arşivinde,
mevcut ABD hükümetinin görmezden geldiği, kendi ordusunun generali tarafından yayınlanmış
Ermeni soykırımını yalanlayan bir rapor mevcuttur. 1919’da ABD Başkanı Wilson, Anadolu’da
o dönemde çoğunlukta olduğu iddia edilen Ermeniler’e ABD mandasında bir devletin
kurulması ve bu devletin ABD tarafından finanse edilmesi konusunda kongrenin
onayını almak ister. Ancak, bu tasarıyı kongreden geçirebilmesi için kongreye
Ermeniler’in Anadolu’da çoğunlukta olduğunu ispatlaması ve bu tasarının
yatırıma değer olduğuna dair kongreyi ikna etmesi gerekmektedir. O dönemde,
teknoloji yok, internet yok, nasıl öğrenecek gerçeği ve ispatları kongreye sunacak?
Wilson da o dönemdeki ordusunun generallerinden birisi olan General Harbord’dan
Türkiye’ye gidip, bu konuyu derinlemesine araştırıp, kendisine bir rapor
hazırlamasını ister. General Harbord bu emir üzerine hemen Ermeniler’in yoğunlukta olduğu Doğu ve İç
Anadolu bölgelerini I. Dünya Savaşı koşulları altında incelemek üzere Türkiye’ye
gelir. General Harbord dönemin ve bölgenin çok kötü yaşam koşulları altında bir
ay boyunca at sırtında sürdürdüğü ziyareti
sırasında, o dönemde milli mücadeleye başlamış olan Atatürk’le de Sivas’ta buluşup,
kendisinden bölgedeki durum üzerine detaylı bilgiler alır. Kendi raporuna
eklemek üzere Atatürk’ten de ek bir rapor ister. Ancak, kendi raporunu
hazırlarken yalnızca Atatürk’ten aldığı bilgilere dayanmaz. Kendi objektif gözlemlerini
de göz önüne alır. Bu gözlemlere göre, 16 Ekim 1919 tarihli, aslı 1603 sayfadan, özeti 29 sayfadan oluşan raporunda özetle şunları belirtir:
Osmanlı imparatorluğu
yıllarca hüküm sürdüğü Doğu ve İç Anadolu bölgesine hiç bir yatırım yapmadığı için
bölge sefalet, açlık ve yokluk içindedir. Üstelik savaş ortamında bulunduğu için
bölgede itilaf devletlerinin tehditinden dolayı hiç güvenlik yoktur. Bölgede Osmanlı
İmparatorluğu hükümdarlığı süresince asırlarca barış ve beraberlik içinde
yaşamış olan Türkler, Kürtler ve Ermeniler arasında, özellikle Rusya olmak
üzere, itilaf devletlerinin kışkırtmaları sonucunda husumet ve iç savaş
başlamıştır. Bu iç savaş ortamında Ermeniler, Kürtler ve Türkler birbirlerine karşı bazı katliamlarda bulunmuşlar olsa da, ölümlerin çoğu savaş sebebiyle gerçekleşen tehcir sırasında kötü hava, yaşam koşulları ve hastalık sebebiyle gerçekleşmiştir. Hiç bir etnik grup tarafından tek yönlü bir katliam söz konusu
değildir. Bölgede Ermeniler değil, Türkler çoğunluktadır ve bölgede ABD
mandasında bir Ermeni Devleti kurulması ABD’nin finansal çıkarlarına uygun değildir.
Bölge çok fazla yatırım istediği için bu yatırım ABD açısından geri dönüşü
olmayacak gereksiz bir finansal yatırım olacaktır.
Ekteki fotoğrafta yuvarlak çerçeve içinde gözüken
General Harbord raporunun kısa açıklaması Sivas’ta bulunan 4 Eylül müzesinde
çekilmiştir.
İşte Ermeni soykırımını çürütebilecek
tek gerçek, ABD ordusunun resmi mensubu olan bir generalin bizzat soykırım iddia
edilen tarih ve yerde kendi gözlemlerine dayanarak yazmış olduğu, ABD
devletinin kendi devlet arşivlerinde bulunan bu rapordur. İstediğiniz kadar ellerinizde Türk bayrakları
Ermeni lobisinin karşısına geçip, bağırıp çağırın, Ermenilerin bir asırdır
söylediği yalanı dünya gözünde çürütemezsiniz. Yapılması gereken TC Dış İşleri
ve ABD Türk Büyükelçiliği kanalıyla bu raporun ABD arşivlerinden çıkartılıp, ABD
devlet yetkililerine resmi kanallardan iletilmesi ve bir daha ABD Başkanı
tarafından hiç bir resmi dayanağı olmayan bu yalanın tekrarlanmamasını resmi
kanallardan talep etmektir. Ayrıca, bu rapor tüm dünya devletleri ile de
resmi kanallardan paylaşılmalı, dünya basınına Türkiye Cumhuriyeti tarafından
duyurulmalı ve yayınlanması sağlanmalıdır. Geçen yıl Biden bu yalanı ilk kez
bir ABD Başkanı’nın ağzından deklare ettiğinde, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar
bu raporu yabancı basında yazmış olduğu bir makale ile paylaştı, ancak tek bir
kanala yazmak böyle büyük bir yalanı etkisiz hale getirmek için yeterli
değildir. Yalnızca bu raporu öne sürmek de yeterli değildir tabii ki ABD’nin
yalanlar ve iftiralar üzerine kurulu çirkef dış politikasını çürütmek için. Bir
de ABD’nin utanç tarihinde yer alan Kızılderili soykırımları ve Afrikalı
kölelere uyguladığı zulümleri de, yine kendi arşivlerindeki kaynaklarla bir
rapor haline getirip, her yıl 24 Nisan’da dünya medyasına servis etmek
gereklidir.
Tüm bunları yapmak TC için hiç de zor olmasa gerek, amaç gerçekten de dünyaya söylenen bu yalanı çürütmek ise. Tüm bunları yapmak için TASC’a senede bir gün elçiliğin önüne otobüsle bağırıp çağıran insan kalabalığı toplasın diye harcanan milyon dolarlar yeter de artar bile. Bilgi güçtür, bilgiyi doğru yerde ve zamanda kullanabilmek ise ayrı bir güçtür.
Amerikalıların ‘’bir insana kendi ilacını vermek’’ diye bir deyimi vardır. Kendi deyimleriyle yarı demanslı Biden’a General Harbord’un raporunu verip, kendi ilacını vermek soykırım yalanına verilebilecek en etkili ilaçtır!
Melisa Gülsün Özmen
Referanslar
Akgün, Seçil Karal. General Harbord Raporu. 1st ed., vol. 1, Kırkdokuzellibir, 2015.
“Hulusi Akar,
1915 Olaylarına Ilişkin Makale Kalem Aldı.” Www.ensonhaber.com,
Https://Www.ensonhaber.com/Gundem/Hulusi-Akar-1915-Olaylarina-Iliskin-Makale-Kalem-Aldi,
22 Apr. 2021.



Comments
Post a Comment