Yeni Yılda Kendinle Kucaklaş

    

   

    Yeni yıl dileklerini genelde anlamsız bulsam da ben kendim de her yıl yakın çevreme bu dileklerde bulunurum. Her yılbaşı birbirimize sağlık, huzur, mutluluk dileriz ama senenin sonuna geldiğimizde bir çoğumuz ‘’Offf! Ne kadar da zor bir seneydi. Bitti de kurtuldum!’’ deriz. Çocuksu bir umutla aynı koşulların sanki takvimde bir gün atlamasıyla değişeceğini sanarak. Takvimde bir rakam değişmesiyle tabii ki yaşamlarımızda hiç bir şey değişmiyor. Değişen tek şey ölümlü fiziksel yaşamlarımızın sonuna bir sene daha yaklaşmış olmamız. Yine de hayatta bir şeylerin bizim istediğimiz yönde değişeceğine dair çocuksu umudumuz olmasa bu yaşamda kalmak hepimiz için çok zor hale gelir. O yüzden inanmasak da bu dilekleri her yıl hem kendimizin hem de sevdiklerimizin içine umut tohumları serpmek için yaparız. Yaparız da, bu dilekler bizi gerçek yaşamlarımızda huzurlu, mutlu, sağlıklı yapmaya muktedir değildir. Bunları gerçekleştirebilme gücüne sahip olan irade bu dilekler değil, bizim kendi içsel irademizdir. İçsel irademiz ise kendimizi dış koşullardan bağımsız olarak tanımamız, kim olduğumuzu bilmemiz, fiziksel, duygusal, ruhsal ihtiyaçlarımızın ve isteklerimizin farkında olup, yaşam tercihlerimizi o doğrultuda yapabilmemize bağlıdır. 

    Eğer ki, ‘’Ben kalan hayatımdan ne istiyorum?’’ sorusuna verecek somut bir cevabınız yoksa ya da cevabınız ‘’Bilmiyorum!’’ ise büyük ihtimalle kim olduğunuzu tam olarak bilmiyorsunuzdur. Bu soruyu kendinize sorduğunuzda şöyle kesin bir cevabınız olmalı, ‘’ben özgürlük istiyorum’’, ‘’ben evlenmek istiyorum’’, ‘’ben başarılı olmak istiyorum’’ ya da ‘’ben mutlu olmak istiyorum…’’ Bu basit gözüken cevaplar tabii ki kim olduğunuzu belirlemez. Bunlar hayattan beklentilerinizdir. Ama esas soru şudur: Bu beklentilerin kaynağı neresidir? Bunların kaynağı benim özüm mü yoksa gözümü açtığım dünyanın doğduğum günden itibaren bana dayatmış olduğu beklentiler mi? Kim olduğunuzu keşif yolunda bu soruların arkasından gelecek olan sorular şunlar  olmalıdır, ‘’Peki,  ama ben bunları niçin istiyorum? Bunlar niçin önemli benim için? Farz et ki bunları elde ettim, ne yapacağım ben bunlarla kalan hayatımda?’’ Bu son soruların cevapları ise sizi kim olduğunuzun temeli olan değerlerinize bir adım daha yaklaştırır. 

    Türk toplumu gibi bireyin öz değeri, ihtiyaçları ve isteklerinden daha çok kolektivist değerlere ve ihtiyaçlara önem veren toplumlarda birey çocuk yaşlarından itibaren kendi özünü ailenin, çevrenin, toplumun değer yargıları ve beklentilerine göre değerlendirip, şekillendiriyor. 20’li, 30’lu yaşlardaki gençlerin çoğu evlilik kurumunun kendi öz değerlerindeki tam karşılığını tam olarak bilmeden bilinçsiz bir şekilde evliliğe doğru sürükleniyorlar. Sonrasında ise ya zamansız ya da yanlış bir eş seçimiyle yaşamlarını aslında gerçekte oldukları kişinin hiç de tercih etmeyeceği bir yönde tüketiyorlar. Bunun sonucu olarak da kendi yaşamlarında huzursuzluk, mutsuzluk ve belki de sağlıksızlığı deneyimliyorlar. Şüphesiz evlilik ya da başka bir insanla kurulan bir ortaklık insanın en doğal ihtiyaçlarından birisi olan insana ait olma ve tamlık duygusu veren, insanın yaşamdaki  maddi manevi duruşuna güç katan olgulardan bir tanesi. Ancak eğer kurulan evlilik ya da ortaklık gerçekten de size bu ait olma, güç ve tamamlanmış olma duygusunu veriyorsa. Eğer vermiyorsa, muhtemelen ya yanlış kişiyle ya da yanlış bir zamanlamayla evlenmişsiniz demektir. Ya da siz kendiniz evliliğin sizin için gerçek manasına varamadan evlenmişsiniz demektir. Bu yüzden, eğer ki ‘’ben kalan hayatımdan ne istiyorum?’’ sorusuna cevabınız ‘’ben evlenmek istiyorum’’ ise sizin için evliliğin anlamını ve tanımını belirlemeniz gerekiyor. Peki ya evleneceğiniz kişi? O da sizinle evliliğin anlamı konusunda aynı sayfada mı? Yoksa onun için evlilik bambaşka bir anlama mı geliyor? Eğer öyle ise, ortak bir noktada birleşme ihtimaliniz var mı? Yalnızca evlilik için değil, karşı tarafın gerçek niyetini sorgulama ve bizimkilerle karşılaştırmak dışarıdaki insanlara bağlı olan isteklerin tümünün gerçekleştirilebilmesi için gereklidir. 

    Aslında konumuz evlilik değil, konumuz mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yaşam yolunda kim olduğumuzu bilmek ve o doğrultuda yaşamlarımıza yön verebilmek. Evlilik örneği üzerinden verdiğim sorgulama egzersizini ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz başka istekleriniz için de yapabilirsiniz. Bu sorgulama egzersizleri sizi aile, toplum normları, çevresel faktörler gibi dışsal koşullardan bağımsız olarak gerçekte kim olduğunuza doğru yönlendirme, sizi sizinle buluşturma araçlarıdır.  Eğer bu sorgulamalara içinizde birkaç farklı ses farklı cevaplar veriyorsa, bu sesler büyük ihtimalle size ait değildir. Size ait olan sesi ayırt edebilmek için şu sorular sorulmalı, ''Bu cevap kime ait?'' Bu cevap bana mı ait yoksa anneme, babama, abime, kardeşime, topluma, bağlı olduğum gruba ya da dini inacıma mı ait?''  Emin olun, doğru cevap hemen gelecektir. Bu sorgulamaları kağıt üzerinde yazılı olarak yapmak çok daha etkilidir. 

    Size ait olan orijinal cevaplar netleştiğinde, büyük ihtimalle bu yanıtlar yakın çevrenizden, ailenizden bazı kişilerin görüşleriyle ya da içinde yaşadığınız toplumun normlarıyla çelişecektir. Birey olmayı seçtiğinizde bütün dünya ile aynı fikirde olmamanız gayet doğaldır çünkü. Çevrenizde sizinle aynı görüşte olmayan insanlar sizi fikrinizden döndürmeye, ya da sizi fikrinizin yanlış olduğuna dair sizi ikna etmeye çalışacaktır. Size maddesel boyutta kolay yolları gösterip, seçtiğiniz yolun ne kadar zor olacağını göstermeye çalışıp, kendinizden şüphe etmenize sebep olacaklardır. Evlilik örneği üzerinden devam edecek olursak, diyelim ki aileniz sizi size uygun olmadığını bildiğiniz ama maddi sıkıntı yaşamayacağınızı bildiğiniz bir kişiyle evlenmeye teşvik ediyor. Eğer yaptığınız sorgulama egzersizinin yanıtı olarak evliliğin anlamı sizin için maddi refah ise adayı kaçırmayın derim, ama eğer  evliliğin anlamı sizin için bu adayın size veremeyeceği şeyler ise bu adaydan uzak durun ve o evliliği red edin derim. Burada bireysel irade şu şekilde devreye giriyor: Dışarıdaki insanların ya da kafanızın içindeki,  aslında size ait olmayan ama doğumunuzdan itibaren size empoze edilmiş olan sanal seslere itibar etmeyip, sizin kendi kendinize yaptığınız sorgulama egzersizlerine vermiş olduğunuz yanıtlara inatçılıkla sadık kalıp, o yanıtları yaşamdaki tercihlerinize kılavuz olarak seçebilmekte. Sizin kendinizin bile duymakta güçlük çektiğiniz içsel kılavuzun sesini ailenizden en yakın insanlar bile olsalar hiç kimse bilemez, duyamaz. Onların çoğunlukla sizin iyiliğiniz için olduğunu söyledikleri istekleri aslında size ait olmayan, onların kendi hayalleri, ihtiyaçları ve isteklerinin birer ürünüdür. Fonksiyonel bir aile, eş, dost ya da arkadaş sizin kendi içsel sesinizden gelen isteklere saygı duyan, arkanızda duran ve destek olandır. 

    Yaşamda huzur, mutluluk, sağlık yaratabilmenin önündeki engellerden birisi de fonksiyonel olmayan ilişkilerin kendi ihtiyaç ve isteklerinizi bastırmasına ve yok saymasına izin vermektir. Eğer sürekli olarak sizin yaşam tercihleriniz yakın çevrenizden insanların yaşam tercihleri ile çelişiyor, yaşam seçimlerinize saygı duyulmuyor, hiç bir hedefinize çevrenizden destek göremiyor, sizin için bir anlam ifade eden uzun vadeli hedefleriniz çevrenizdeki insanlar tarafından alay konusu yapılıyorsa, aşağılanıyor ya da yok sayılıyorsa bu fonksiyonsuz ilişkiler içinde olduğunuzun ispatıdır. İnsan türü sosyal bir varlık olduğu için dünyada hiç kimse ihtiyaç ve isteklerine kendi başına ulaşamaz. Her istek ve ihtiyaç bir yerde diğer insanların maddi ya da manevi desteğine bağlı olarak vücut bulabilir. Kendi ihtiyaç ve isteklerinizin yok sayıldığı bir çevrede mutluluk yaratabilmek mümkün değildir. Çevrenizdeki fonksiyonsuz insanlarla ilişkilerinize sınır çekip, fonksiyonel insanları araştırıp, bulmak ve o insanlara doğru yönelmek bir öz değer ve öz saygı belirtisidir. İçsel iradeyi güçlendirmenin yollarından birisi de çevrenizi fonksiyonsuz insanlardan arındırma ya da fonksiyonsuz insanlara hayır diyebilme ve sınır çizebilme cesaretini gösterebilmektedir. 

    Yeni yılın size sağlık, huzur, mutluluk her ne getirmesini istiyorsanız, bu kelimelerin karşılıklarını kendi içinizde bulun. Huzur kimisi için mavi, kimisi için yeşildir. Mutluluk kimisi için yalnızlık, kimisi için diğer insanlarla bütünleşebilmektir. İsteklerinize sahip olmak için ihtiyaçlarınız nelerdir? Peki ya çevrenizdeki insanlar istek ve ihtiyaçlarınıza ne kadar cevap verebiliyor? Aynı şekilde siz de onların? Kendi ihtiyaç ve isteklerinin farkında olmayan bir birey çevresindeki insanların da ihtiyaç ve isteklerine karşı duyarsızdır ve cevap veremez. İstek ve ihtiyaçları karşılanmamış bir bireyden ise huzur, sağlık, mutluluk beklemek ise yılbaşı dilekleri kadar boş ve havadadır. Benim yeni yıl dileğim, öz benliğinizden gelen ihtiyaç ve isteklerinizi belirleyip, onları elde etme yolunda somut adımlar atıp, olduğunuz kişiyle buluşup kucaklaşabilmenizdir. 


Melisa Gülsün Özmen


Comments

Popular posts from this blog

İyi Bir Yaşam İçin Arkadaşlık

Öz Sevgi Nedir?

Washington'da Türkiye Konferansı