Kafa Yapısı
Hayatta sahip olunan en değerli varlık kafa yapısıdır.
Sorumluluk almaktan kaçar, kaçtığı için de daima işlerin nasıl yapılacağını değil, nasıl yapılamayacağını anlatır.
Genelcidir, detaylara önem vermez. Gerçek başarının detaylarda gizli olduğunu kavrayamaz.
Kuralların ve standartların toplum düzeni ve organizasyonunu sağlamak için gerekli olduğunu kabul etmek istemez, onlara saygı göstermez. Özgürlüğü kuralsızlık ve kuralları yıkmak olarak algılar.
İnsan hayatına değer vermez ama üremeye değer verir.
Toplum menfaatini değil, kişisel menfaatleri ön planda tutar.
Dinlemez, soru sormaz, iletişim kurmaz, yüzleşmelerden kaçar ama bol bol varsayım ve tahminlerde bulunur.
Kendisinden beklenen cevaplara yanıt vermez, karşı tarafın yanıt beklentisini yok sayar. Yanıt vermeden cevabı karşı tarafın kendi kendine tahmin etmesini bekler.
Olması muhtemel bir senaryoyu önceden söyleyen insanlara deli muamelesi yapar, altında bit yeniği arar.
Uyarıları dikkate almaz, hatta canı sıkılmasın diye duymamazlıktan gelir, duysa bile tedbir alamaz, yerinden kalkıp acilen harekete geçemez çünkü çoğunlukla teslimiyette yaşadığı için durumlara zamanında el koyma iradesi ve gücü olmadığına derinden inanır.
Sözde Tanrı’nın insanlığı felaket anında kurtacağına inanır, eğer o anda sözde Tanrı gelip kurtarmazsa o zaman da olana ‘’işte bunlar hep kader planı, her şerde bir hayır vardır’’ der, ‘’eğer bu felaket olmasaydı şunlar şunlar olmazdı’’ gibi ters mantık kurup, vicdanını rahatlatır.
Başta sorumluluk hissi hissetmediği gibi felaketten sonra da zamanında yapmadıkları için sorumluluk hissetmez.
Felaket olduktan sonra ağıt yakar, ölenlere dua okur, üzülür, aklınca elinden geleni yapar.
Çok zaman geçmeden olan felaketi unutur, aynı kafa ile yoluna devam eder.
Türkiye geçmişinde daha önce olmuş buna benzer yıkıcı depremlere rağmen onlardan ders almayan gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin,
yıkılan binaları yapan inşaat firmalarına ruhsat veren tüm kurum yetkililerinin,
binaların altını dükkan yapmak için kolonları kesen müteahhitlerin,
deprem konusunda hükümete yeterli baskıyı uygulayamayan ve hatta kendi belediyelerinden ruhsat vermiş olan Mecliste bulunan hükümet harici partiler, temsilcileri ve ilgili tüm kurumların yetkililerin,
depremden bir gece önce gökyüzünde beliren anormal ışık görüntüleri, hayvan davranışları, yurtdışındaki bilim adamlarından gelen uyarılarından habersiz olan ya da haberi varsa bile dikkate almayan Deprem Araştırma Merkezi yetkililerinin,
bu belirtilere ve uyarılara rağmen insanları yerinden uzaklaştırmak için harekete geçmeyen, ortalığı ayağa kaldırmayan tüm yetkili kurum ve kuruluşların,
milyonlarca para ödeyip daire satın alırken binaların depreme dayanıklılığını sorgulamayan, şüphe etmeyen, deprem bölgesi üzerinde olduğu halde eski binalardan ailesini çıkartıp güvenli bir yere taşımayı önceliği yapmayan aile reisinin tamamının kafa yapısı Ortadoğu kafasıdır.
Ve bu kafa ile yöneten, muhalefet eden, yönetilen ve düşünen bir toplumun başının beladan kurtulmasını beklemek de aynı kafanın ürünüdür. Bu kafa bu kafanın tam tersi yönde çalışan Batı kafası tarafından daima yönetilmeye ve sömürülmeye mahkumdur.
Suçlu olan, asılması gereken bu kafadır!
Bu kafayı ters yöne çevirmek için daha kaç felaket olması gerekiyor?
Melisa Gülsün Özmen

Comments
Post a Comment